Doktor Öğretim Üyesi Yeniden Atama Şartları Nelerdir?

Doktor öğretim üyesi yeniden atama sürecinde en çok karşılaşılan yanlış düşünce, tek bir ulusal kontrol listesi bulunduğunun sanılmasıdır. Oysa sistem böyle işlemez. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 23. maddesine göre doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir; atama rektör tarafından en çok dört yıl süreyle yapılır; her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer ve görev süresi sona erenler yeniden atanabilir. Yani yeniden atama mümkündür; ancak bu, otomatik ve koşulsuz bir devam anlamına gelmez.

 

Aynı maddede doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için doktora, tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanı veya belli sanat dallarında yeterlik aranır. Bununla da yetinilmemiş, yükseköğretim kurumlarına Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözeten objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleme yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla yeniden atama dosyalarında yalnızca Kanun’a değil, ilgili üniversitenin yürürlükteki ve YÖK onaylı yönergesine de bakmak gerekir.

 

Bugün YÖK’ün mevzuat sayfasında “Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği” ayrıca yer almakta; bunun yanında üniversite senatolarınca belirlenen öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanma yönergelerinin incelenmesi, onaylanması ve internet ortamında yayımlanmasına ilişkin süreçler de YÖK birimlerince yürütülmektedir. Bu yapı bize şunu gösterir: yeniden atama meselesi sadece kanun maddesiyle değil, kanun + yönetmelik + ilgili üniversite yönergesi birlikte okunarak değerlendirilmelidir.

 

Bu yüzden “yeniden atama şartları nelerdir?” sorusunun tek cümlelik ve herkes için geçerli bir cevabı yoktur. Bazı üniversiteler belirli yayın, puan, atıf, proje, tez danışmanlığı veya akademik faaliyet ölçütleri koyarken; bazıları bunlara ek olarak başvuru dosyasının biçimine, değerlendirme komisyonlarının usulüne veya belirli süre içinde elde edilmiş akademik çıktılara bakmaktadır. Ancak burada önemli olan nokta şudur: Üniversitenin koyduğu ek koşulların keyfî değil, Kanun’un öngördüğü şekilde objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerekir.

 

Uygulamada yeniden atama uyuşmazlıkları çoğu zaman yalnızca “yeterli puan var mı?” meselesinden ibaret değildir. Asıl tartışma bazen yönergenin hangi versiyonunun uygulanacağı, bazen geçiş hükümlerinin göz ardı edilip edilmediği, bazen de başvuru dosyasının hangi ölçüte göre değerlendirildiği üzerinde çıkar. Bu nedenle yeniden atama işlemlerinde nihai sonuca değil; sonuca götüren değerlendirme sürecine, yönetim kurulu görüşüne, varsa jüri veya komisyon değerlendirmesine ve uygulanan yönerge hükmüne birlikte bakmak gerekir.

 

Kısacası doktor öğretim üyesi yeniden atama süreci, salt bir süre uzatma işlemi değildir. Akademik faaliyetin, üniversite düzenlemelerinin ve idari karar sürecinin birlikte incelendiği çok katmanlı bir alandır. Sağlıklı hukuki değerlendirme de ancak bu üç katman birlikte ele alındığında mümkün olur.